‘İnadımızı erken kırdık!’

Selçuklu Otizmli Bireyler Eğitim Vakfı’nda (SOBE), eğitim alan Yusuf henüz 30 aylık. Erken yaşta otizmli olduğu fark edilen minik birey, burada aldığı eğitimlerden sonra konuşmaya başladı. Yusuf’un 13 aylıkken otizmli olduğunu fark ettiklerini belirten babası, erken kabullenerek inat etmeden eğitime başladıklarını ve bunun çok faydalı olduğunu ifade etti

Şu an 30 aylık olan otizmli birey Yusuf, Selçuklu Otizmli Bireyler Eğitim Vakfı’nda eğitim alıyor. Konuşmadığı ve ses çıkarmadığı için 13 aylıkken otizmli olduğu fark edilen minik Yusuf, SOBE’deki eğitimlerinden sonra gelişim gösterdi. Tek isteğinin çocuğunun kendi ayakları üzerinde durması olduğunu söyleyen Yusuf’un babası, bu konuda toplumun farkı gözle bakmadan otizmli bireylere ve ailelerine yardımcı olması gerektiğini belirtti. Yusuf’un babası, “İnadımızı kırıp eğitime erken başladık, her şey güzel gidiyor” dedi.

ÇOCUĞUMUZU KURTARABİLİRİZ…

Konya Yenigün Gazetesi’ne özel açıklamalarda bulunan Yusuf’un babası, yaşadıklarını süreci şu şekilde anlattı: “Yusuf’un ilk başlarda kimseye karşı bir tepkisi yoktu. Ne anne-babaya karşı, ne diğer çocuklara karşı tepki vermiyordu. Biz, benim işimden dolayı kışın memleketimize gittik ve orada Yusuf’u sünnet ettirdik. İlk olarak annesi 13 aylıkken farklı bir şeylerin olduğunu fark etti. Ve Yusuf’u psikiyatriye götürdük. Psikiyatri bize ‘yaşı daha çok küçük, dikkat dağınıklığı olabilir, illa otizm olacak diye bir şey yok’ dedi ve bizi biraz rahatlattı bu. Daha sonra Konya’ya geldik ve çocuğumuzda yine 6-7 ay boyunca bir değişim veya gelişim olmadı. Biz zaten sürekli olarak gözlemliyorduk. Konuşması gereken dönemde konuşmadı, hiç ses çıkarmıyordu. Biz daha sonra Konya’da bir psikiyatriye gittik. Orada doktorumuz bize, belirtiler var ama kesinlikle otizm diyemem dedi yaşı küçük olduğu için. Ve bize bazı tavsiyelerde bulundu. Ankara’da birkaç kurumu ve SOBE’yi söyledi. Biz başvurularımızı yaptık, sonraki süreçte Yusuf’un otizmli olduğu kesinleşti ve raporu çıktı. En sonunda da bizi SOBE’ye davet ettiler. Burada Bünyamin Hoca ile görüştük, o da eğitimlere başlayarak bu çocuğumuzu kurtarabiliriz dedi ve hikayemiz bu şekilde başladı. 

İLK BAŞLARDA SES ÇIKARMIYORDU

İlk başlarda kabullenmek çok zordu. Ama biz eğitimlere erken başladık. Burada tepki vermeye başladı Yusuf, kelimeleri çıkarmaya başladı, sesi çıkmaya başladı. Böyle olunca biz de biraz rahatladık. 16-17 aydır devam eden bir sürecimiz var bizim. Son altı ayı SOBE’de geçti. Yusuf’un ilk başlarda bize acıkma, susama gibi bir bağlığı vardı ama iletişim konusunda sıfırdı. Bir şey istediği zaman elimizden tutarak götürürdü. 

ERKEN YAŞTA İNADIMIZI KIRDIK

Çocuğumuzun otizmli olması beni daha çok etkiledi. Çünkü eşim çocuk gelişimi eğitimi aldı. Çocuklarla ve bu tarz çocuklarla nasıl iletişim kurulması gerektiğini bildiği için kabullenmesi daha kolay oldu. Tipik Türk ailesi gibi konduramadık çocuğumuza. Geç konuşur, yaramaz, hareketli diye düşündük. Tabi doktorlarımızın dediğine göre erken yaşta fark edip, erken yaşta inadımızı kırıp eğitime başlamışız. Şimdilik eğitimlerimiz iyi gidiyor. 

ELLERİNİ YANAKLARIMIZA KOYARAK GÖZLERİMİZE BAKIYOR

SOBE’ye başvurumuzdan sonra biraz sıra vardı. Onu bekledik ve sonra davet edildik. İlk eğitimlere burada başladık. Ankara’ya gidemedik çünkü git gel bizim için çok zorlayacaktı. SOBE’de Yusuf ilk olarak oyunlarla eğitim almaya başladı. Şartlandırma ile, yeni bir şey öğrendiğinde veya istenileni yaptığından ödüllendirildi. Bu şekilde çok ilerleme kaydetti. İstediği bir şeyi elde edebilmek için öğretmeninin istediklerini yaptı. Eşleştirme kartları ile eğitim aldı. Ses çıkarma, denileni tekrarlama gibi eğitimler aldı ve bunları öğrendi. Taklit yeteneği kazandırarak kelime sayısını artırmaya çalıştık. Bu şekilde gelişim sağlandı. Davranışsal olarak da birçok takıntımızı yendik. Nesnelere, eşyalara düşkünlüğü vardı Yusuf’un. Mesela biz SOBE’ye derse gelirken, elimizde ketçap, mayonez şişesi olurdu. Bu takıntıları yendik. Şimdi sadece heyecanlandığında veya sinirlendiğinde bağırma ve el çırpa alışkanlığı kaldı. Yaşıtları ile çok oynamıyor, sosyalleşemiyor ama onu da halledeceğiz. Artık bir oyuncak olduğu zaman onunla nasıl oynaması gerektiğini düşünüyor ve bulmaya çalışıyor. Göz teması eskiden yoktu hiç şimdi bu konuda gelişim kaydettik. Şimdi ödül kazanmayı öğrendiği için istediği bir şey olduğu zaman ellerini yanaklarımıza koyarak gözlerimize bakıyor. ‘Ben sizinle göz teması kuruyorum, istediğimi yapın’ demeye çalışıyor.

EĞİTİMLERE BURADA DEVAM EDECEĞİZ

Maddi olarak bize SOBE’den çok yardımcı oluyorlar. Çünkü ailelerin tek başına baş edebileceği bir durum değil. Burs olanağı var. Çünkü bu çocukların kazanılmasını isteyen bir yer burası, maddi bir kazanç sağlama derdinde değiller. Otizmin ailelere büyük bir maddi külfeti var. Atla terapi, havuz terapisi gibi eğitim almaları gerekiyor. SOBE’de yaşanan gelişimin farkındayız. Biz Yusuf’un eğitimlerine elimizden geldiği kadar burada devam edeceğiz. Elimizden gelmediği durumlarda da destek isteyeceğiz. İnşallah SOBE bize yardımcı olmaya devam eder. 

KİMSE BAŞINA GELMEDEN BİLMİYOR

Burada haftada iki saat eğitim alan bir ailenin aylık olarak 1600 TL gibi bir ödeme yapması gerekiyor. Devlet bunun sadece 458 TL’sini karşılıyor. Buraya asgari ücretle çalışıp çocuğunu eğitime getiren aileler var. O yüzden zor bir durum. Allah’tan SOBE bu konuda yardımcı oluyor. Durumu müsait olmayan ailelere burs imkanı sağlanıyor. Çocukların buradaki eğitimlerinin yanında evde de eğitimlerine devam etmeleri lazım. Onlar da ayrıca bir külfet aileler için. Otizmin maddi olarak çok zorluğu var. Herkes çocuğunun bir an önce iyileşmesi için elinden geleni yapıyor. SOBE’nin desteği de olmasa kimse bu maddi ihtiyacın altından kalkamaz. Bir de farkındalık çok önemli. Kimse başına gelmeden bilmiyor bu özel durumu. Devlet de bunu bilerek insanlara yardımcı olursa otizmli bireylerin aileleri için çok iyi olur. 

BİZE KARŞI ÖNYARGILI OLMASINLAR

Otizmden en önemli konu tabi ki erken teşhis. Bizde eşim bu konuda bilgili olduğu için farkına vardı. Gözlemek çok önemli çocuğu. Göz teması, kendi etrafında dönme, konuşma güçlüğü gibi çok basit bir şekilde teşhis edilebilir. Sadece dikkat gerekiyor. Tabi bir de otizmde ailelerin sorunu toplum baskısı. Çocuklarımız markette, sokakta, parkta farkı hareketler yapabiliyor. Bize farklı gözle bakmasınlar. Önyargılı olmasınlar. Bu çocukların sadece odaklanma sorunu var. Adına hastalık bile denilemiyor, sadece özel bir durum bu. Hastaneye gittiklerinde fobileri var korkuyorlar, doktorlar bile farkında olmuyor bu özel durumun. Şiddet eğilimli değiller, sadece yalnız kalıp kendi hallerinde vakit geçirmek istiyorlar. Eğitim aldıkları zaman bunu atlatabiliyorlar. Burada %90 raporu olan çocuklarımız var onlar bile ilerleme sağlıyor. Toplum bu konuda bize yardımcı olursa, çocuklarımız bu özel durumu daha rahat ve kolay atlayabilir. 

ÇOCUKLARINI GİZLEYEN AİLELER VAR

Bu özel durumun tam olarak teşhisini tıpta koyamıyor. Kimse benim çocuğumun başına gelmez diye düşünmesin ve böyle bir şey varsa hemen kabullensin. Keşke bir ilacı olsa bu özel durumun, içinde geçse tamamen… İlk olarak kabulleneceksiniz, daha sonra doğru insanlarla temasa geçerek eğitimlere başlayacaksınız. Sağlıklı beslenme de çok önemli bu konuda ama en önemli nokta eğitim. Eğitim vererek hayata adapte edilebiliyor bu çocuklar. Birçok hurafe konuşuluyor toplumda. Bunlara kulak asmamak lazım. Konya bu konuda çok şanslı. Hem Selçuklu Üniversitesi’nde hem Necmettin Erbakan Üniversitesi’nde bu konuda uzman doktorlar var. Ve tabi ki SOBE var. SOBE gibi yardımsever insanların olduğu bir vakıfa geldikleri zaman aileler, zaten herkes maddi ve manevi her türlü yardımcı olmaya çalışıyor. Çocuklarını toplumdan gizleyen insanlar var. Bu röportajları okuyarak belki onlar da cesaret kazanır ve çocuklarına eğitim vermeye başlar. Ben çocuğumu buraya getirirken iş yerimle sorunlar yaşıyorum, belki en sonunda işten çıkarılacağım. Ama çocuğum için bu yapmak zorundayım. Kimse korkmasın, çocuklarını buraya getirsinler. Hepimizin istediği, çocuklarımız kendi ayakları üzerinde durabilsin, bu bize yeter. 

BÖYLE BİR BELEDİYECİLİK GÖRMEDİM

Son olarak SOBE ve Selçuklu Belediyesi’nden bahsetmek gerekirse; ben işim gereği Türkiye’nin birçok ilinde yaşadım. Kendim İzmir Karşıyaka’da doğup büyüyen bir insanım ve son 1 senedir Konya’da yaşıyorum. Ben yaşadığım hiçbir yerde böyle bir belediyecilik görmedim. Buranın (SOBE) kurulması ve bütün eksikleri ile sürekli olarak ilgilenilmesi, ayrıca üniversitelerden buraya uzmanların gelerek ailelere seminer vermesi bizler için çok büyük şans. Belediye başkanları sürekli gelerek bizi ziyaret ediyorlar. Burası zaten üniversite yerleşkesi gibi, çok memnunuz. Çok teşekkür ederiz emeği olan herkese.” 

http://www.konyayenigun.com/yenigun-ozel/inadimizi-erken-kirdik-h202568.html