‘Ona bakmak bir lütuf’

Selçuklu Otizmli Bireyler Eğitim Vakfı (SOBE), ailelere umut olmaya devam ediyor.

Otizmli bireylerin eğitim gördüğü merkezde, uzun süredir rehabilitasyon gören bireylerden bir tanesi de Çağan Çalık. 13 yaşındaki Çağan, 3,5 yaşında konulan otizm tanısından sonra birçok yerde eğitim aldı. Sevgi dolu hareketleri ile çevresine neşe saçan Çağan’ın annesi Kadriye Çalık, çocuğunun SOBE’de gösterdiği gelişimleri Konya Yenigün Gazetesi’ne anlattı. Anne Çalık, otizmli bireylerin sevgi dolu olduğunu ifade ederek, “Çağan’a sahip olmak Allah’ın bana bir lütfu” dedi

Selçuklu Otizmli Bireyler Eğitim Vakfı’nda (SOBE) eğitim gören bireylerden Çağan Çalık 13 yaşında. 3,5 yaşında kesin olarak otizm tanısı konulan Çağan, ilk eğitimlerini evde annesinden aldı. Konya Yenigün Gazetesi’ne açıklamalarda bulunan Çağan’ın annesi Kadriye Çalık, böyle bir durumda erken teşhisin ve erken eğitim çok önemli olduğuna dikkat çekti. Otizmli bireylerin sevgiye ihtiyaç duyduklarını ve herkese sevgiyle yaklaştıklarını da belirten Çalık, “Allah sevene, gönülden bakana versin böyle çocukları” ifadelerini kullandı. 

 ‘TEKNOLOJİ ÇOCUĞU BUNLAR’ DENİLDİ

Otizmli bireylerde erken teşhisin önemine değinen Kadriye Çalık, “Çağan 1 yaşına gelene kadar ben otizmli olduğunu fark etmedim. Kaba motor ve ince motor becerilerinde zayıflık olduğunu fark ettik. Çok küçük bir basamakta bile ‘acaba ben buradan çıkabilir miyim?’ diye düşünüyordu. Yüzündeki organları göster dediğinizde göstermiyordu. O yaşlardaki çocukların normalde göstermesi gerekiyordu. Güle güle dediğiniz zaman tepki vermiyordu. Tabi bu durumu biz sonradan fark ettiğimiz için kötü anılarımız da oldu. Kulağını göster, gözünü göster dediğimizde tepki vermiyordu. ‘Bu senin kulağın diye’ çekiştirdiğimiz oldu. 1 yaşını geçtikten sonra Çağan diye seslendiğimizde sadece birkaç saniyelik dönüşler oluyordu. Ben ‘bu çocukta bir şey var’ dediğimde, ‘babası da böyleydi, o da geç öğrendi. Teknoloji çocuğu bunlar’ gibi cevaplar aldım. Çok küçük basamaklarda bile çok düştüğü oldu. Ama çok müthiş bir zekası var Çağan’ın. Ben Çağan’ın otizmli olduğunu bilmiyordum ama hiç çocukların oynadığı araba, silah gibi oyuncaklar almadım. Puzzle, iç içe geçmeli legolar, eşleştirme kartları gibi oyuncaklar aldım. Bunların biz otizmde çok yararlı olduğunu sonrada öğrendik. Çağan 2,5 yaşına geldiğinde yaygın gelişimsel bozukluk tanısı koyuldu, hemen tedaviye başlanması gerektiğini söylediler” dedi.

‘BU ÇOCUKTA BAŞKA BİR ŞEY VAR’

Yaygın gelişim bozukluğu tanısından sonra başka sorunlar olduğunu da anladığını belirten Çalık şunları söyledi: “Bu süreçten sonra biz rehabilitasyon merkezine ve kreşe gönderdik Çağan’ı. Ama onun bazı otizmli bireyler gibi sinir durumları, öfke nöbetleri yoktu. Çok mazlum bir çocuk olduğu için eğitim merkezlerinde diğer çocuklarla anlaşamadı. Isırdılar, saçını çektirler, rahatsız ettiler. Çok sessiz sakin bir çocuktu. Masanın altına saklanırdı Çağan bazen. Çocuk sesinden çok rahatsız oluyordu. Bu şekilde 1 sene geçirdik. Ben ‘bu çocukta başka bir şey var’ dediğim halde kabul ettiremedim ailedeki büyüklerimize. Ben Ankara’ya gittim, orada genetik taramaya girdik. Otizm belirtilerinin birçoğunu orada gördük ve 3,5 yaşında otizm tanısı tamamen konmuş oldu. Ben durumu 1 yaşında anlamıştım aslında. 16.ayından yürüdü Çağan, ayrıca gördüğü herkese baba diyordu. Durumu anladıktan sonra evde kendim eğitim vermeye başlamıştım. Cümle kurabilmesi için çok uğraştım. Sadece kelimeleri kullanabiliyordu. Ben el sanatları mezunuyum. Evde iki koca dolap dolusu etkinlik faaliyetleri ile ilgili eğitim oyuncaklar var. Evde kendim yapıyorum bunların çoğunu. Annenin, babanın bu konuda eğitim alması ve otizmli bireye evde eğitim vermesi rehabilitasyon merkezinde aldığı eğitimden çok daha önemli. Eğitim merkezlerinde çok güzel şeyler öğretiliyor ama evde tekrar etmezseniz hiçbir önemi yok. Sonrasında Eskişehir ve İstanbul’daki otizm merkezlerine götürdüm. Ama yatılı olarak eğitime vermedim, çünkü ben Çağan’ı görmeden duramam. Buradaki bile iki saatlik eğitime bırakıyorum, aklım hep burada kalıyor. Sessiz bir çocuk olduğu için ilaç da kullanmıyor. Sinir ve öfke nöbeti de yok, tek sıkıntısı yavaş hareket ediyor sadece.”

DIŞARIYA İFADE EDEMİYOR

Otizmli bireylerin zeka seviyesinin çok yüksek olduğuna dikkat çeken Kadriye Çalık, Çağan’ın kitaplardaki bütün kelimeleri bildiğini ancak bunları ifade edemediğini söyleyerek, “Çağan 2,5 yaşında teknolojik ürünlere hiç yabancılık çekmiyordu. Bizim bile kullanmakta zorluk çektiğimiz aletleri rahatlıkla kendisi kullanabiliyordu. Bilgisayar en güzel dostuydu. 24 saat elinden almasanız onunla oynar. Sosyal medyada izlediği videolardan kelimeleri öğrenebiliyor, o kelimeleri evde bize karşı kullanabiliyor. Burada ve evde aldığı eğitimler kelime dağarcığını gelişmesine çok büyük katkı sağlıyor. Kitaplardan bütün kelimeleri öğreniyor ancak bunları dışarıya karşı ifade edemiyor. Kitaptaki bir kelimeyi göster dediğinizde anında gösteriyor ancak ifade etmekte zorluk yaşıyor. Evde bilgisayar oyunları oynarken, ‘onu bırak faaliyet yapacağız’ dediğimizde itiraz etmeden gelir ve 1,5 saat boyunca sıkılmadan eğitimini alır. Yani 1 yaşından itibaren kendimiz evde eğitim vermiş olduk. Şu an 260 parçalık bulmacayı kendi başına yapabiliyor. 10 farklı bulmacayı karıştırırsanız hepsin ayırt edebilir” ifadelerini kullandı.

ONA BAKMAK AYRI BİR LÜTUF

Çağan’ın eğitimine geç başladıklarını için çok üzgün olduklarını belirten Anne Çalık, “Çağan’ın otizmli olduğunu öğrendiğimizde ilk süreçler ‘ahlar vahlar’ ile geçti. Tabi zaman geçtikçe bu değişti. İnsanlar bana ‘cennetliksin’ diyordu. Ben de diyorum ki ben değilim, Çağan cennetlik. Ben sağlıklı bir bireyim benim gidip gitmeyeceğim belli değil. Ona bakmak ayrı bir lütuf. Ben Çağan’a otizm teşhisi konulduğunda 3 gün boyunca ağladım ama ağlamamın sebebi, yanlış yönlendirmeler yüzünden eğitime birkaç sene geç başlamamızdan dolayıydı. Eşim kabul etmekte biraz zorlandı. Onun kabul edemediği nokta, bu kadar iyi ve güzel bir çocuğun böyle bir dünya imtihanının olması. Hala da kabullenemiyor. Ama son 3-4 yıldır daha normal. Çağan kilolu bir çocuk, spor yaptır diyorlar. Ama ben spor yaptırırken ben kendim zayıflıyorum. Ben onun yemeğine, eğitimine, her şeyine bakıyorum. Sporuna yetebilecek gücüm yok. Çağan 13 yaşına geldi. Eğitim noktasında en büyük eğitimi evde benimle yaptı. Diğer okullar ve rehabilitasyon merkezleri sadece bana ek yarar sağladı. Onun dışında kimseden destek almadım” dedi.

İNSANLARIN BİLİNÇLİ OLMASI GEREKİYOR

İnsanların otizm konusunda bilinçsiz olduğuna dikkat çeken ve bu konuda zorluklar yaşadıklarını belirten Çalık, “Ben Çağan’ın liseye göndermeyi düşünmüyorum. Çünkü okullarda da bazı sorunlar yaşadık. Öğretmenler de öğrenci seçiyor. İstikrar yok. Çağan 1.sınıftan 4.sınıfa kadar 7-8 tane öğretmen değiştirdi. Herkes otizm seviyesi daha düşük olan öğrenciyi almak istiyor. İşleri bu olmasına rağmen bile herkes kolaya kaçmak istiyor. Bu çocuklar çok çabuk hasta olabilir mesela. Okullarda bu konuda yetersizlikler var. Bu yüzden Çağan’ın eğitim SOBE’de devam edecek. Başka okula götürmeyi düşünmüyorum. Spora götürmek istiyorum ama onu benimle birlikte kabul edecek bir kurum gerekli. Şu an 13 yaşında, yakında ergenlik çağına girecek. Kadın – erkek ayrı olduğu için spor salonları, bu konuda zorluklar yaşıyoruz. Benim çocuğum engelli değil ama bazı yerlerdeki prosedürler çocuklara engel oluyor. Yardımcı olmak yerine çocuklara engel çıkarıyorlar. Otizmde en iyi rehabilite yollarından biri yüzme.  Yüzme havuzuna götürdüm ama kadın – erkek seansları ayrı olduğu için orada da eğitim alamadık. Çağan 7-8 yaşlarındayken beyin 3’tü. Ama insanlara bunu anlatamadık. Çünkü bu konuda kimsenin bilgisi yok. Soranlara otistik dediğim zaman bazıları ilk kez duyduk diyorlar. Biz de başımıza gelmez sanıyorduk ama insan kendi başına geldiğinden anlıyor durumu. Herkese hak veriyorum. Devletin bu konuda daha bilinçli olmasını temenni ediyorum” şeklinde konuştu.

SOBE’DEN SONRA GELİŞİM YAŞANDI

Çağan’ın SOBE’de aldığı eğitimlerden sonra gelişim gösterdiğini ifade eden Kadriye Çalık şunları söyledi: “SOBE açılmadan önce böyle bir merkezin açılacağını duymuştuk. Sürekli başvurumuzu yaptık. Başka bir okuldayken, bahsedenler olmuştu. İçeriğini araştırdım. Sonrasında buraya başladık. Öğretmenleri çok güzel. Ruh halleri çok güzel. Çağan öğretmenini çok seviyor. Eğitimler birebir olduğu için benim de derse katılma hakkım var. Sınıfta neler yapıldığını biz görüyoruz ve bu yapıların evde uygulama şansımız var. Çağan buraya geldikten sonra kelime ve konuşma dağarcığında gelişme oldu. Bazı söylediği kelimelerden ben anlıyorum burada bir şeyler öğrendiğini. Mesela kıyafet konusunda gelişmeler oldu. Önceden kendisi çıkartırdı ama giymekte zorlanırdı. Şimdi bunları yapabiliyor. Elbiselerde ve diğer kullandığı eşyalarda ters-düz kavramını öğrendi. Ben burada öğrendiklerini evde rahatlıkla görebiliyorum. Her öğrendiği evde bir şekilde karşımıza çıkıyor. Farklılıkları görebiliyoruz. Otizmli çocuklarda düzen değiştiği zaman öfke nöbeti olur. Ben bazen ev eşyalarında değişiklikler yapıyorum. Çağan artık bunlara da alıştı, herhangi bir sıkıntı yaşamıyoruz. Dokunma konusunda sıkıntı yaşarlar ama ben Çağan’ı hep okşadım, sevdim.”

EN ÖNEMLİSİ KABULLENMEK

Ailelerin çocuklarında otizm görüldüğüne bunu erken kabullenmelerini tavsiye eden Çağan’ın annesi, “Otizmli bireylerin ailelerine benim en büyük tavsiyem erken teşhis ve kabullenmek. Ne kadar erken kabullenirseniz tedaviye o kadar erken başlarsınız ve bu da birey için oldukça önemli. Aileler dışarıda birçok sorun yaşayabilir. Çünkü biz otizmi bilmiyoruz, bilinçli değiliz. Ama en önemli nokta siz kendiniz ile barışık olursanız, her konuda rahat hareket edebiliyorsunuz. Çağan’la ilgili çok soru geliyor tabi. Ben hepsine yanıt veriyorum, her şeyi anlatıyorum. Otizm bireylerde en büyük eğitmenler ailelerin kendileri. Çocuklar buraya eğitime gelmesine rağmen odaklanma sorunu yaşadıkları için derslerin tamamı verimli geçmiyor. Yani ilerleme çok yavaş. Bu konuda ailelerin hızlı olması gerekiyor. Tekrar çok önemli. Sürekli olarak çocukla birlikte olup ona bir şeyler öğretmeleri gerekiyor. Öğrenilen her şey hem çocuk hem aile için yeni bir kolaylık demek” dedi.

ALLAH GÖNÜLDEN BAKANA VERSİN

Otizmli bireylerin sevgiyi çok çabuk hissettiğini ve yansıttığına değinen Çalık, “Bizim şu an 3 çocuğumuz var. Çağan en büyükleri. Sonraki çocuklarda da olur mu diye düşündük tabi. Ama olmadı. Otizmli bireyler için kardeş çok önemli, sürekli olarak yanında birbirlerinden bir şeyler öğreniyorlar. Çağan’ın kardeşi olduğunda beşiğin yanına gitti ve uzun süre izledi. Sonra ‘kardeş’ dedi. Oysa ona o kelimeyi biz öğretmemiştik. Onlar hissedebiliyor ama. Ben oğluma sahip olduğum için çok mutluyum. Allah bakabilene versin. Otizmli çocuğunun maaşı ile geçinen aileler var. Bireye verilen maaşı özel ihtiyaçlarına harcayan aileler var. O yüzden Allah sevene, gönülden bakana versin böyle çocukları. Bütün bireylerin, onunla beraber mutlu vakit geçireceği anne babaları olsun inşallah” ifadelerini kullandı.

SOBE’YE TEŞEKKÜR

Konuşmasının son bölümünde Selçuklu Otizmli Bireyler Eğitim Vakfı’na (SOBE), teşekkür eden Kadriye Çalık, “Son olarak SOBE’den bahsetmek gerekirse, burası çok temiz ve güzel. Öğretmenleri çok merhametli. Burada bireyin yapısı nasılsa ona göre eğitim veriliyor. Kimsenin öğrencilere karşı sert bit mizacı yok. Yeni bir şeyler öğretileceğinde bunlar istişare yolu ile yapılıyor. Eğitimleri veliler de takip edebiliyor. O yüzden de ben SOBE diyorum. Ve burada emeği olan herkese teşekkür ediyorum” diyerek sözlerini noktaladı.

http://www.konyayenigun.com/yenigun-ozel/ona-bakmak-bir-lutuf-h201952.html