'Elle kuyu kazdık!'

19 yaşındaki otizmli Abdullah Bülbül'ün annesi Nesli Bülbül, yaşadıklarını anlattı. Anne Bülbül, Abdullah'ın aldığı eğitimlerle büyük gelişim yaşadığını belirterek bu durumu "Elle kuyu kazılır mı? Kazılıyormuş hem de kocaman bir kuyu kazılıyormuş" diyerek özetledi 

Otizmli bireylerin farklı dünyası bulunuyor. Bu dünyaya girebilmek için, kapısını aralamak gerekiyor. O kapıyı ise aralamak hiç de kolay değil. Otizmli bir bireyle anlaşabilmek, onu tanıyabilmek, onun ne anlatmak istediğini, ne düşündüğünü bilebilmek oldukça zor. Ancak, otizmli bireylerin aileleri bu sorunu yaşayarak aşabiliyor.  Aileler rahatsızlığın ilk teşhisinde büyük zorluklar yaşa da, alışma sürecinin ardından bazı şeyleri yaşayarak öğrenme yoluna gidiyor. Bu yolla, otizmli bir birey eğer iyi bir eğitim alırsa, hayatını idame ettirebilecek bir seviyeye gelebiliyor. Bu da aileler için önemli bir mutluluk kaynağı. Bu mutluluğa erişen ailelerden biri de Bülbül ailesi. 19 yaşındaki Abdullah Bülbül'e otizm teşhisi 3 yaşına yaklaşırken konuldu. O andan itibaren Bülbül ailesi zorlu bir döneme girdi. Psikolojik olarak adeta yıkılan ailenin toparlanma süreci biraz zaman aldı. Ancak toparlanan aile, Abdullah'ın eğitim ve tedavi sürecine girişerek ellerinden geleni yaptılar. Bu girişimlerin sonucunda 19 yaşına kadar gelen Abdullah'ta, eğitimlerin verdiği değişimleri görmek mümkün. Agresif, tehlikeli olabilecek işler yapabilen Abdullah, bugün gelinen noktada bulaşığını çamaşırını yıkayan, kendi banyosunu yapabilen, çay demleyebilen bir noktaya gelmiş durumda. Anne Nesli Bülbül bu durumu "Elle kuyu kazılır mı? Kazılıyormuş hem de kocaman bir kuyu kazılıyormuş" diyerek özetledi. 

GECELERİ HEP AĞLIYORDU! 

Otizmli bir birey olan Abdullah Bülbül'ün annesi Nesli Bülbül, yaşadıklarını anlattı. Abdullah'ın otizmli olduğunu öğrenme sürecinden bahseden Bülbül, şu bilgileri verdi, "Abdullah'ın hastalığını doğduğu ilk andan itibaren fark ettim aslında. Bakışları boştu. Normal bir bebek, anne kucağına gelince rahatlar ama Abdullah ağlıyordu, bırakınca susuyordu. Büyükçe bakışlarının olmaması, bizimle ilgilenmemesi dikkat çekiyordu. Abdullah'ın bir büyüğü abisi var, onda hiç böyle şeyler yaşamamıştık. Ben şüphelendim ama acaba duymuyor mu diye düşündüm önce. Büyüdükçe sorunlar daha da arttı. Yutkunmada zorluk çekmeye başladı. Çocuk doktorlarına götürüyordum, onlar da "sen çocuğunu abisiyle karşılaştırıyorsun her çocuk farklı olur" diyorlardı. Ama ben çocuğumun daha bir farklı olduğunu biliyordum. Anne-baba bilmiyordu, çevresinden bir haberdi, geceleri hep ağlıyordu hiç susmuyordu. Buna da kabız olduğu için dediler. Doktorlar ilaç verdiler, sürekli ilaç kullandık, sürekli kontrole götürdük ama bilinemedi. Korkulacak şeylerden korkmuyordu, yüksekten atlayabiliyordu. Ama saçını taratmıyordu, kaşık sesine tahammülü yoktu. Tepkileri değişikti. gölgesiyle oynuyordu ama kardeşiyle oynamıyordu. Ateşle çok oynuyordu.  Artık duymuyor mu ki diye götürdüm doktora, işitme testi yaptılar duyuyor dediler. Çocuğum niye böyle diye çok doktora sordum. 2 yaş 10 aylıkken Hacettepe'ye götürün dediler. Orada otizm dediler. Biz otizmi hiç duymadık hayatımızda. Ben sordum nasıl bir hastalık diye, geçici mi diye sorular sordum. Doktor geçici bir hastalık olmadığını söyledi. Eğitim görmesi gerektiğini ve kreşe vermemiz gerektiğini söyledi."

ZORLU BİR SÜREÇ YAŞADIK 

Nesli Bülbül, çocuğu Abdullah'ın otizmli olduğunu öğrenmesinin ardından, zorlu bir sürecin başladığını söyledi. İlk zamanlar ailenin durumu kabullenemediğini belirten Bülbül, özellikle eşinin akrabalarının kendisini suçladıklarını anlattı. Bu durumun kendisini yıprattığı ve psikolojisin bozulduğunu anlatan Bülbül, "Özellikle eşimin tarafı bunu kabul etmedi. Sürekli beni suçladılar. Zorlu bir süreç yaşadık, üzücü bir süreçti. Bunalıma girdim kimse bana yardımcı olmadı. Çocuğumu ve kendimi öldürmeyi düşündüm. Eşimden ayrılmayı düşündüm. Sonra Abdullah'ı eğitime verdik. Ama Abdullah'ı kimse sevmiyordu, ona dokunmuyordu. Sanki bulaşıcı bir hastalığı varmış gibi davranıyorlardı. Abdullah 6 yaşındayken kızıma hamile kaldım. Abdullah sürekli kaçıyordu, çok koştuk peşinden. Çok kez arabaların çarpma tehlikesiyle karşılaştı. Sonra babası da artık Abdullah'ı kabullenmeye başladı, onu sevmeye başladı. Eşim 2 yıl önce vefat etti, vefatına kadar Abdullah'la hep ilgilendi."

YETENEKLERİ KAYBOLDU 

Abdullah'ın eğitimine 4 yaşlarında başladıklarını dile getiren Nesli Bülbül, Abdullah'ı birçok rehabilitasyon merkezine gönderdiklerini söyledi. İyi bir eğitim alması için uğraştıklarını ancak, gittiği her merkezde sürekli eğitmen değişikliği yaşandığını bu durumun eğitim sürecini olumsuz etkilediğini dile getiren Bülbül, şöyle devam etti, "İstediğimiz eğitimi alamadık. Özel hocalar tuttuk. İmkanlarımız ölçüsünde eğitimine önem vermeye çalıştık. Çok şükür Abdullah yırtan, kesen, sürekli bağırıp çağıran bir çocuktan, şimdi dediğimi yapar hale geldi. Eğitimlerin faydasını gördük ama Abdullah'ın yetenekleri de kayboldu. Mesela resim yeteneği vardı iyi bir eğitim almayınca şimdi resim yapmak istemiyor. Müziğe yeteneği vardı, imkanımız olmayınca o da kayboldu gitti."

EĞİTİMLERİN FAYDASI OLDU 

"Abdullah'ın kendi içinde bir dünyası var" diyen anne Bülbül, Abdullah'ın verdiği tepkileri ve gelişim sürecini anlattı. Daha önce Abdullah'ın baya sıkıntılı olduğunu ancak şimdi önemli bir noktaya geldiklerini dile getiren anne Bülbül, "Etrafından çok kimseyi kabul etmezdi önceleri. Şimdi eskisi gibi değil, artık akrabaları filan kabullenebiliyor. Ama çok durmak istemiyor. Mesela bir yere misafirliğe gittiğimiz zaman 10-15 dakika durabiliyor. Sonra sıkılıyor. Çok çabuk sıkılıyor. Göz temasımız hala yok. Agresifliği fazla kalmadı, buraya başlayalı isteklerini belli edebiliyor, ses çıkarabiliyor. Abdullah çok zor bir çocuk. Yürüyüşe çıkınca 7-8 kilometre yürümeden dönmeyen bir çocuk. Aşırı inat, kafaya koyduğu şey illa olacak. Gece vakti bir tşört istiyorsa o tşöft alınacak. Eğer istediği olmazsa kızıyor, sinir nöbetleri geçiriyordu. Ama çok şükür artık sinir nöbetleri azaldı, biz de onun istediği şekilde davranıyoruz. Onu iyice tanıdık artık, onun istediklerini yaparak, onun suyuna gitmeye çalışıyoruz. Şuan çok şükür eskiye göre çok çok iyiyiz. Abdullah kendi ütüsünü yapar, tuvaletine gidebilir, çamaşırını yıkayabilir. Elle kuyu kazılır mı? Kazılıyormuş hem de kocaman bir kuyu kazılıyormuş. Ben her zaman onu dedim, bazen umudu kesiyordum, Allah'ım bu çocuk ne olacak böyle diyordum. Ama şimdi benimle birlikte ev işi yapan, bana çay yapan bir çocuk var. Şimdi bu durum bana çok mutluluk veriyor" diye konuştu.   

ABİSİNİ ÇOK SEVİYOR

Anne Bülbül, Abdullah'ın kardeşleri ile olan ilişkilerine de değindi. Abdullah'ın 1 abisi bir de kız kardeşi olduğunun bilgisini veren anne Bülbül, "Abdullah abisini çok sever. Çünkü abisini desteğini çok gördü. Abisi hep yanında oldu. Abisi hiç bir zaman bir şey demedi Abdullah'a. Abisi her zaman böyle bir kardeşim olduğu için mutluyum diye söyler. Abdullah küçük kardeşini çok kıskanır ama. O sonradan olduğu için sanırım onu kıskanıyor. O yüzden onunla çok anlaşamıyor" şeklinde konuştu. 

ÇOCUKLARINIZI SAKLAMAYIN! 

2 yıldır Selçuklu Otizmli Bireyler Eğitim Vakfı (SOBE)'de eğitim aldıklarını dile getiren Nesli Bülbül,  SOBE'nin büyük faydası olduğunu söyledi. Otizmli çocuğu olan ailelere de önerilerde bulunan Bülbül şöyle devam etti, "2 yıldır SOBE'deyiz. Önce at terapisi, sporla başladık. Şimdi eğitim de alıyoruz. Zaten SOBE'nin kuruluşunda da üyeydik, buranın yapılışından her şeyinden haberimiz var. Ben hiç bir zaman çocuğumu saklamadım, söyledim, başkaları aynı şeyi yapmasın istedim. Bir komşuya gidiyorsunuz önce çocuk gelsin diyor, sonra bakıyorsunuz herkes çekiniyor. Ama şükür Abdullah öyle bir tepki görmedi komşularımdan. Konya esnafı da öyle. Çok yardımcı oldular. Para yok, Abdullah dondurma istiyor, para yok diyorum anlatamıyorsun. Çok güçlü de bir çocuk, beni çekerek dondurmacıya götürüyor. Gidiyordum diyordum abi kusura bakmayın böyle böyle, birçok esnaf veriyordu, yardımcı oluyordu. Çok şükür bunlar güzel şeyler. Çocuklarını saklamasınlar. Ne hayattan kendilerini çeksinler ne de çocuklarını çeksinler. Yapabildikleri kadar yapsınlar. Çocukları sıkmasınlar ama çekmesinler de. Allah vermiş ne yapacaksın, beterin beteri var. Ben bazen görüyorum uyuşturucu kullananlar var, öyle olacağına böyle olsun diyorum. Çünkü Allah'tan geldi sonuçta. Eğitimler burada devam edecek. Ne zaman öğretmenler yeter dedi o zamana kadar devam edeceğiz eğitimlere."

OTİZM KAMPI İSTİYOR

Anne Nesli Bülbül, Abdullah'ı gönül rahatlığıyla bırakabilecekleri bir yerlerin olmamasının sıkıntısını çok çektiğini söyledi. Bu anlamda Konya'da "otizm kampı" yapılmasını talep eden anne Bülbül, "Ben otizm kampına da gönderdim çocuğumu. Şimdiye kadar bu gibi yerlerin sorunlarını çok çektik. Mesela spor yaptıracak yer bulamıyorduk. Şimdi burası var. Ama yaz aylarında bu çocuklar çok sıkılıyor. Otizm kampı kurularak çocuklar için bir farklılık olabilir. Konya'da otizm kampı kurulmasını istiyoruz. Bu kamp olursa bizleri çok memnun edecek" diye konuştu. 


http://www.konyayenigun.com/yenigun-ozel/elle-kuyu-kazdik-h201974.html