Yaşayarak öğreniyor!

Otizmli bir birey olan 7 yaşındaki Emirhan Altaş, daha 1 yaşlarındayken farklı olduğunu hissettiriyordu. Teşhisten sonra başlayan eğitim süreci, küçük Emirhan'da büyük değişimlere yol açtı. Emirhan'ı toplumdan soyutlamayan anne Fatma Altaş, bu durumun Emirhan'ın yaşayarak öğrenmesine neden olduğunu anlatıyor 

Selçuklu Otizmli Bireyler Eğitim Vakfı (SOBE)'de eğitim gören çocuklardan biri olan 7 yaşındaki Emirhan Altaş, aldığı eğitimlerle büyük bir yol kat etti. 3 çocuklu bir ailenin en küçüğü olan Emirhan, farklı bir çocuk olduğunu daha 1 yaşlarında belli ediyordu. Algılarının olmaması, ismini söyleyince tepki vermemesi gibi olumsuzluklar, aileyi oldukça üzüyordu. Anne  Fatma Altaş, küçük Emirhan'ın farklılıklarını görebiliyor ama Emirhan'a toz konduramıyordu.  Anne Altaş, daha hamileyken bir tesadüf üzerine otizmi araştırmış, otizmli bir bireyin davranışlarının nasıl olabileceğini öğrenmişti. Emirhan'ın da davranışlarının "Otizm"li bir bireyin davranışlarıyla benzerlik göstermesi nedeniyle aile, Emirhan'ı doktora götürdü. 2,5 yaşındayken otizm teşhisi konulan küçük Emirhan için aile seferber oldu. Bu durumu çok fazla uzatmadan kabullenen aile, Emirhan'ın eğitimi için elinden gelen gayreti göstermeye başladı. 3 yaşından bu yana çeşitli merkezlerde eğitim gören küçük Emirhan'da büyük farklar yaşandı. Algıları eskisinden daha iyi olan Emirhan, SOBE'yle tanışmasından sonra da ses çıkarmaya başladı. Bu durumun kendilerini mutlu ettiğini belirten Anne Fatma Altaş, otizmli bireylerin toplumdan soyutlanmaması ve eğitimine önem verilmesi gerektiğini söyledi.

FARKLI OLDUĞUNU GÖRÜYORDUM 

Otizmli bir birey olan 7 yaşındaki Emirhan Altaş'ın annesi Fatma Altaş, otizmle geçen 7 yıldaki yaşadıklarını ve zorlu süreci anlattı. Otizmle tanışmaları hakkında bilgi veren anne Altaş, şunları söyledi, "2 çocuk daha büyüttüğüm için Emirhan'ın farklı bir çocuk olduğunu 1 yaşında falan görmeye başladım. 1 yaşına kadar hiç bir fark olmadı fiziksel gelişiminde, davranışlarında, algılarında. Ama 1 yaşında filan ismine tepki vermediğini, küçük şeylerde bana geri dönüş olmadığını fark ettim.Hiç otizm olabileceğini düşünmedim. 1 yaş 2 aylıkken yürümeye başladığında ayakta sallanmaları, etrafında dönmeleri vardı. Bu davranışları çok sık tekrar ediyordu. Bu durum beni rahatsız ediyordu ama kendi kendine oyun oynuyor diye düşündüm. Emirhan, Emirhan dediğimi zaman bize hiç bakmıyordu. Acaba kulakları duymuyor mu diye düşündük ama televizyonda çıkan bir reklam sesine uzakta da olsa koşarak geliyordu. Ama ismine tepki vermiyordu. 1,5 yaşından sonra bu tür davranışları artmaya başladı. Diğer çocukların arasına girmemeye, uzaklaşmaya başladı. Gece uykusu zaten hiç yoktu. Ben önceleri daha sakin bir çocuk olacağını düşündüm. Algılarının olmaması beni çok üzmeye başlamıştı. Çocuğuma hastalık konduramadığım için 2 yaşına kadar bekledim. 2,5 yaşında falan doktora gittik ve otizm tanısını aldık.  Ben hamileyken 3 kere otizmle ilgili şeylerle karşılaştım. Bu aslında büyük bir tesadüf bence. Otizmle tanışmam böyle oldu. 3 kere karşılaşınca nedir diye merak ettim ve araştırmaya başladım. Belirtilerini okumuştum neler olduğunu. Ve böylece otizmin nasıl bir şey olduğunu öğrendim. Emirhan doğduktan sonra şüpheleniyordum o belirtilerden. Ondan sonra araştırmam biraz daha arttı ve belirtilerin Emirhan'da olduğunu gördüm. Doktora gittiğimizde otizm diyeceklerinden neredeyse emindim."

BÜYÜK DEĞİŞİM OLDU

 Anne Altaş, Emirhan'ın davranışları ve dünyası hakkında bilgiler verdi. "Emirhan ilk tanıyı aldığımızda kendi dünyasında gibiydi" diyen anne Altaş, şöyle devam etti, "Benimle olan bağını hiç bir zaman koparmadı. Benle olan göz teması hep çok iyiydi. Onun için ben hep vardım ama baba yoktu, abileri yoktu onun için. Bu yüzden abileriyle ilişkisi neredeyse yok denecek kadar azdı. Tanıyı aldıktan sonra biz daha bilinçli olunca, eğitimlerle veya oyunlarla dünyanın içine çekmeye çalıştık. Bunu da başardığımızı düşünüyorum. Şuanda ilk başladığımız nokta ile şimdiki arasında çok fark var. Şuan babasına aşırı düşkün, babasını çok seven, abileriyle iletişime giren bir çocuk haline geldi. Kendine zarar veren, çevresindekilere zarar veren bir durumu yok. Öfke nöbetleri geçirmiyor. Daha sakin bir çocuk aslında."

SOBE'DE EĞİTİM DEVAM EDİYOR

Emirhan'a otizm teşhisi konulduktan eğitim aldırmaya başladıklarını ifade eden anne Altaş, eğitimin Emirhan'a olan faydalarını şöyle anlattı, "Eğitime başladığımızda sadece 'A' sesi vardı, hiç konuşma yoktu. Yanında farklı hastalıkları yok. Epilepsi gibi bir hastalığı yok mesela. İfadede hala sıkıntımız var. Eğitime ilk başladığımız günden bu yana baktığımız zaman, alıcı dili gelişti artık algıları açılmış durumda. Ancak ifadede sorun yaşıyoruz, ifade dili gelişmedi. Yine de kendini ufak tefek ifade edebiliyor, bu nedenle mutluyum. Eğitimlerin katkıları oldu. 4 yıldır eğitim aldırıyoruz Emirhan'a. bu 4 yılın 3 yılında farklı bir rehabilitasyon merkezine götürdük. SOBE açıldıktan sonra da SOBE'ye geldik. Burada eğitime devam ediyoruz." Emirhan'ın büyük bir davranış sorunu olmadığının altını çizen anne Altaş, "Emirhan istediği bir şeyin olmasını isteyen bir çocuk. Onun istediğini yapmalısınız, onun istediğini almalısınız. Kendi istediklerini yapmak isteyen bir çocuk. Her şeyi almak ister, zararlı şeyleri çok sever. Ben izin vermediğimi zaman sorun olur, ağlar ama ağlayıp susuyor daha sonra. Çok büyük bir davranış sorunu yok Emirhan'ın. Bir sorun varsa bile burada sorunu çözme yoluna gidebiliyoruz. Tabi büyüdükçe nasıl olacak bilmiyorum çünkü algılar açıldıkça davranışlar da değişebiliyor" ifadelerini kullandı. 

TOPLUMUN İÇİNE GİREREK ÖĞRENİYORLAR 

Anne Altaş, Emirhan'ın hastalığının ailelerine olan etkisini de anlattı. Hastalığı öğrendikleri ilk dönemlerde bazı sorunlar yaşadıklarını dile getiren anne Altaş, şu bilgileri verdi, "Emirhan'ın hastalığı elbette ailemizi etkiledi. Çocuklar arasında sıkıntılar oldu, diğer çocuklarımı ihmal ettiğim zamanlar oldu. Ama onların yaşı şuanda büyük olduğu için onlar da çok güzel kabullendiler ve bana destek oluyorlar. Şuan gayet iyi durumda Emirhan. Algılarının açılması çok güzel bir şey. Şuan sadece ifadede bir sorun yaşıyoruz. Ailemden kabullenmeme gibi bir durum olmadı, tepkiyle hiç karşılaşmadım. Benim bu süreci kabullenmem zor olmadı. Doktorun da söylediği şeylerle mecburen kabulleniyorsunuz. Hiç bir zaman çevremde onu dışlayan, hor gören olmadı. Emirhan sakin bir çocuk, topluma çıktığı zaman etrafına bir rahatsızlık vermediği için belki ben daha rahat girebildim onunla her yere. Belki bunun tam tersi olsaydı belki ben de topluma katmak istemezdim. Ama Emirhan öyle bir çocuk değil, uyumlu. Kendi yaşıtlarıyla asla ilgilenmez, kendi halinde oynaması tercih eder. Otobüste, tramvayda çok bağırarak gittik. Ama onları yaşayarak öğrenmesi lazımdı. Otobüsün beklediğimiz zaman geleceğini veya her gelen otobüse binilmeyeceğini zamanla öğrendi. Otobüse binelim diye çok ağladığını gördüm. Toplumun içine girerek, yaşayarak öğreniyorlar. Bu anlamda önceki durumlarına göre çok daha iyi."

ÖNERİLERDE BULUNDU

Anne Fatma Altaş, otizmli bireylerin ailelerine de edindiği tecrübeler çerçevesinde tavsiyelerde bulundu. Bu hastalığı öğrendikten sonraki kabullenme sürecinin önemli olduğuna değinen anne Altaş, şöyle devam etti, "Kabullenmek çok önemli. Muhakkak kabullenecekler. Böyle bir çocuk olmasını biz istemedik, hiç kimse de istemez. Allah'ın takdiri. Bu nedenle hızlı bir şekilde kabullenilmeli ve çocukların eğitimi için neler yapılması gerektiği konusunda kafa yorulmalı. Diyetler, farklı terapiler gibi sürekli insanlara "Bu hastalığın tedavisi var" diyenlere karşıyım ben. Ben eğitimden yanayım. Bence eğitimle çocuklar gerçekten iyi bir yere gelebilir. Aileler nerede doğru eğitim veriliyor, hangi eğitimci iyidir bunları araştırmalılar. İyi eğitim merkezleri bulmalılar. Çocuğu sosyal olup, dışarıya çıkarmalılar, topluma katmalılar. Çocuğu toplumdan soyutlamamak lazım. Çünkü davranışları dışarıda öğreniyorlar. Ne olursa olsun pes etmemeliler.

SOBE'NİN BÜYÜK FAYDASINI GÖRDÜLER

Yaklaşık 1 yıldır SOBE'de olduklarının bilgisini veren anne Altaş, SOBE'nin oldukça iyi bir eğitim üssü olduğunu söyledi. SOBE'nin Emirhan üzerinde olumlu etkileri olduğunu anlatan anne Altaş, "SOBE çok iyi bir yer. Emirhan üzerinde çok büyük bir katkısı oldu. Çevremdeki kişiler de Emirhan'ın ne kadar değiştiğini söylüyorlar. Bu da beni mutlu ediyor. İfade etme yoktu Emirhan'da. Buraya geldikten sonra Emirhan'da ifade etme başladı ve çoğaldı. Buradaki eğitim sistemi çok farklı, diğer rehabilitasyon merkezleri gibi değil. İmkanlar dahilinde burada eğitim aldırabiliyoruz. Burası bizim için büyük bir şans diye görüyorum" ifadelerini kullandı.

http://www.konyayenigun.com/bolge/yasayarak-ogreniyor-h201999.html